top of page

Çarşıdan Aldım 1 Tane, Eve Geldim 1000 Tane?

Güncelleme tarihi: 13 Kas 2019

Başlığı okuduğunuzda aklınıza çocukluğumuzun bilmecesinin cevabı gelebilir. Nar! Ama hayır. Cevap, bu sefer nar değil "öykü" olacak.


Nedenini bilmediğim bir şekilde bu aralar kendimi öykü kitapları okurken buluyorum. Bunda, "Kara Delik" temalı bir öykü hazırlamamın payı olabilir. Yazdığım öyküyü merak edenler için söylüyorum: Herhangi bir platformda yayımlanmamış bir öykü olması şartını koruması adına öyküyü ancak kasım ayında bu site üzerinden yayımlayabileceğim.


Eğer siz de bu sıralar bir romanın uzun kurgusunda gezinmek yerine kısa öyküler okumayı yeğliyorsanız size, ne okusam diyenlere, birkaç farklı temada öykü kitabı tavsiye edeceğim.


İlki Kutlukhan Kutlu ve Aslı Tohumcu tarafından derlenen "Güçoburlar" adlı bir öykü kitabı. Derleyicilerimiz, yazarlardan öykü isterken onlara, diktatörlük kelimesini anahtar sözcük olarak vermiş. 15 yazardan 15 öykü bulabileceğiniz ve aralarında mutlaka severek okuduğunuz yazarlara denk geleceğiniz öykü sahipleri şu şekilde: Sevin Okyay, Yekta Kopan, Mine Söğüt, Nermin Yıldırım, Tuna Kiremitçi, Hakan Günday, Hakan Bıçakçı, Mehmet Berk Yaltırık, Aslı Tohumcu, Samet Kalkan, Doğu Yücel, Tayfun Pirselimoğlu, Neslihan Önderoğlu, Sabri Gürses ve Cem Akaş. İlk sıralarda olmalarının etkisi var mı bilemiyorum ama benim bu kitapta en beğendiğim öyküler, Yekta Kopan'ın "Katil, Uşak!" ve Hakan Bıçakçı'nın "Faruk Bey ile Faruk Efendi"si oldu.


İkinci öykü kitabı biraz daha farklı, bilimkurguseverleri harekete geçirerek türden. Türkiye Bilişim Derneği Bilimkurgu Öykü Yarışmaları'nda 2011 - 2015 yılları arasında derece alan öykülerden yapılmış bir seçki olan "Dünyalılar Bilimkurgu Öyküleri" kitabının içerisinde tam 19 öykü yer almakta. Anlam satan zavallı android, Gitmek adındaki uzaylının Handan ve Ali'yle macerası, kocasını kaybeden bir kadının kafasına yerleştirttiği çip ile kocasının sesini kafasının içinde duyarken yaşadığı imtihan, büyükbabanın teknolojik kullanma kılavuzu ile savaşı, akbil basıp Laleli tramvayından ışınlanan kız... Belki de bunlar arasında beni en etkileyeni iki sayfa olmasına karşın anlatılmak istenenin net bir şekilde ortaya koyulduğu "Sssz" adlı öykü idi. Yaklaşık ilk on öyküdeki heyecanımı sonraki öykülerde nedense bulamadım. Neticede kitap dünyası bu tabii, birinin beğenmediğinden bir başkası çok etkilenebilir.


Sonuncu öykü kitabı da dünya edebiyatından. Yazarı George Saunders olan "Pastoralya" kitabının içerisinde yazara ait 6 öykü bulunmakta. Kitaba adını veren Pastoralya öyküsü oldukça ilginç bir kurguyla başlıyor. Diğer öyküleri "Winky" ve "Deniz Meşesi"nin de ondan geri kalır yanı yok. Tüm öykülerinin ortak özelliği ise tüketim toplumu ve kapitalizmin ağır yükü altında yaşamlarını sürdürmeye çalışan yalnız, başarısız ya da anti-karakter olarak adlandırabileceğimiz silik insanların hayatlarından sunulan kesitler. Bu sözcükler, zihninizde kitabın zor okunabileceğine dair önyargı oluşturmasın zira hakim olan konunun aksine içerisindeki öyküler yer yer güldürüyor, bunu yaparken de düşündürüyor elbette. Yazarın bu ağır konuyu yazarken kullandığı üslup, öykülerine akıcılık ve hoşluk katmış. Yazarı beğenenlere müjde! Yazarın, dilimize çevrilmiş başka kitapları da mevcut.


Sonuç olarak soğuk geçecek kasım ayında size yetecek kadar sıcacık öyküye sahipsiniz.


Keyifli okumalar.


47 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

댓글

별점 5점 중 0점을 주었습니다.
등록된 평점 없음

평점 추가
bottom of page